Duyular, Duygular ve Anlatılarla Yaşayan Kent İmgesi
Bir kentte yürürken ilk fark ettiğiniz şey nedir? Bir meydanın sesi, bir fırından yayılan ekmek kokusu ya da taş bir duvara dokunduğunuzda hissettiğiniz serinlik? Her gün aslında beş duyunuzla ve duygularınızla birlikte yaşadığınız kentleri deneyimlediğinizin, duyumsadığınızın farkında mısınız?
“Alanda araba kornalarının sesleri karşılıyor bizi. Anahtarların birbirine vurma sesi, bozuk para şıngırtıları ve koşan çocukların ayakkabılarının zemine çarpan ritmi birbirine karışıyor...”
Kunduracılar Caddesi / Gazi Paşa Caddesi Kesişimi“Ayağınızın altındaki pürüzlü taşların sertliği sizi bir anda zamanda geriye götürüyor...”
Taşhan“Baharatlarla kurutulmuş patlıcanlar yan yana asılmış, sanki hafızanın raflarına dizilmiş gibiler. Her koku geçmişten süzülen bir katman gibi üzerime düşüyor...”
BedestenBir kentte yürürken ilk fark ettiğiniz şey nedir? Bir meydanın sesi, bir fırından yayılan ekmek kokusu ya da taş bir duvara dokunduğunuzda hissettiğiniz serinlik? Her gün aslında beş duyunuzla ve duygularınızla birlikte yaşadığınız kentleri deneyimlediğinizin, duyumsadığınızın farkında mısınız? Siz farkında olmasanız bile beyniniz bunun farkında.
Kent kullanıcılarının deneyimledikleri mekânlara dair yukarıda sıralanan görüşleri, bize basit ama çoğu zaman gözden kaçan bir gerçeği hatırlatır: Kentler sadece görülen mekânlar değildir. Kentler aynı anda işitilen, koklanan, tadılan, dokunulan ve hissedilen canlı deneyim alanlarıdır.
Kentleri çoğu zaman haritalar, binalar, meydanlar ve popüler kent imgeleri üzerinden düşünürüz. Oysa bir kenti anlamlı kılan şey, insanların o mekânlarla iletişim kurduğu karşılaşmalardır. Sokaktan geçen rüzgârın sesi, çarşılardan yayılan kokular, taş duvarların serinliği, bir mekânda hissettiğiniz sevinç, hüzün, çağrışım ya da kalabalığın ritmi… Bu tür duyusal ve duygusal karşılaşmalar kentlerin zihnimizde oluşan görünmez deneyim boyutlarını şekillendirir.
İşte mimari deneyim de tam olarak bu karşılaşmalar içinde ortaya çıkar. Deneyimler yoluyla kent, duyular ve duyguların iç içe geçtiği dinamik bir yaşantı alanına dönüşür. Bir kentin karakteri sadece mimari yapılarında değil; insanların o mekânlarda yaşadığı karşılaşmalarda, hatıralarda ve izlenimlerde de saklıdır. Bu nedenle kentleri anlamanın yollarından biri, görünmeyen ancak algıladığımız duyusal ve duygusal boyutları okuyabilmektir.
Kentsel deneyimi anlamaya yönelik çalışmalar uzun süre boyunca kentlerin fiziksel özelliklerine odaklanmıştır. Sokakların düzeni, yapıların konumu, meydanların biçimi ya da kentsel siluet gibi unsurlar, kent algısını açıklamak için temel referans noktaları olarak kabul edilmiştir. Kent imgesi üzerine yapılan çalışmalar da büyük ölçüde bu görsel ve mekânsal temsiller üzerinden ilerlemiştir. Oysa kent deneyimi bundan çok daha fazlasıdır.
Son yıllarda mimarlık ve kent araştırmaları bu duyusal ve duygusal deneyimlerin kent algısını nasıl şekillendirdiğini daha fazla tartışmaya başlamıştır. Fenomenoloji (insanın dünyayı beden ve deneyim aracılığıyla nasıl algıladığını inceleyen bir düşünce yaklaşımı) mekânın sadece gözle algılanan bir nesne değil, beden aracılığıyla deneyimlenen bir olgu olduğunu vurgular. Bu çok duyulu ilişki, kent hafızasının oluşmasında ve insanların mekânla kurduğu aidiyet bağının gelişmesinde önemli bir rol oynar.
Peki, kentlerin bu görünmeyen duyusal ve duygusal deneyimleri nasıl okunabilir, anlaşılabilir ve sistematik olarak izlenebilir?
Bu soruya yanıt arayan çalışmalardan biri UNARCODE yaklaşımıdır. “Urban Narrative Codes – Kentsel Anlatı Kodları” kavramından adını alan Unarcode© aplikasyonu, kent deneyimini sadece gözlemlenen bir olgu olmaktan çıkararak kent kullanıcılarına etkileşimli ve izlenebilir bir formatta sunmayı amaçlar. Bu yaklaşım, kentte yaşanan duyusal, duygusal ve anlatısal deneyimleri dijital ortamda kayıt altına alarak kentin yaşayan hafızasını görünür hâle getirir.
Kentler, tarihsel yapıları kadar kullanıcıların belleğinde biriken imgeler, hikâyeler ve anılarla da şekillenir. Bu nedenle bir kentin hafızası bütünüyle arşivlerde ya da mimari yapılarda saklı değildir, aksine gündelik yaşam içinde ortaya çıkan anlatılarda, karşılaşmalarda ve deneyimlerde saklıdır. İnsan–mekân–yer ilişkisine odaklanarak kenti yaşayan ve sürekli dönüşen bir yapı olarak ele alan UNARCODE yaklaşımı, bu deneyimleri sistemli biçimde kayıt altına alarak kentsel hafızanın dijital ortamda izlenebilir ve paylaşılabilir hâle gelmesini sağlamıştır.
Trabzon kenti ise bu yaklaşımın uygulandığı önemli örneklerden biridir. Tarihsel süreç boyunca İpek Yolu’nun Anadolu’daki önemli duraklarından biri olan Trabzon’da yürütülen saha çalışmaları, Meydan Parkı’ndan başlayarak Kunduracılar Caddesi, Semerciler Yokuşu ve Bedesten’e uzanan bir deneyim güzergâhı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu güzergâhta toplanan anlatılar, duyusal ve duygusal gözlemler ile eskizler, kentin mekânsal deneyimini farklı boyutlarıyla ortaya koymuştur.
Yaklaşık bir yıl süren saha çalışmalarında kullanıcıların (Mimarlık Bölümü öğrencileri) mekânla kurduğu ilişki nitel yöntemlerle incelenmiş; sözlü, yazılı ve çizili anlatılar aracılığıyla kayıt altına alınmıştır. Bu anlatılar daha sonra sayısallaştırılarak analiz edilebilir verilere dönüştürülmüştür. Elde edilen veriler dijital ortama aktarılmış ve aplikasyon aracılığıyla erişilebilir hâle getirilmiştir. Böylece kentin hafızasını temsil eden etkileşimli haritalar oluşturulmuştur. Bu haritalar, Trabzon’un duyusal, duygusal ve anlatısal deneyimlerini bir araya getirerek kentin çok katmanlı deneyim dünyasını okumayı mümkün kılacaktır.
Unarcode© aplikasyonunun en önemli özelliklerinden biri, yurt içi ve yurtdışında farklı kentlere uyarlanabilecek esnek bir altyapıya sahip olmasıdır. Bu bağlamda, Tübitak 2515 Cost Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında iki yıl süreyle desteklenen “Yaşayan Kent İmgesinin Kentsel Anlatı Kodları ile Araştırılması (Unarcode©)” adlı uluslararası araştırma projesi, bu aplikasyonun geliştirilmesi için gerekli büyük veri setinin oluşturulmasına önemli katkı sağlamıştır.
UNARCODE yaklaşımı, kentlerin geçmişini belgelemekle kalmaz; aynı zamanda kullanıcı deneyimlerini kayıt altına alarak geleceğe aktarılabilecek yaşayan bir kent hafızasının oluşmasına katkı sağlayacaktır. Trabzon’da başlayan deneyim yolculuğu, farklı kentlerde sürdürülebilecek yeni araştırmalar için de önemli bir zemin oluşturacaktır.
Çünkü kentleri gerçekten anlamak, onların sokaklarında biriken deneyimleri okuyabilmekle mümkündür…
Teşekkür
Bu çalışma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından 223K212 numaralı proje ile desteklenmiştir. Projeye verdiği destekten ötürü TÜBİTAK’a teşekkürlerimi sunarım.
Kaynaklar
Durmuş Öztürk, S., “Narrating Architectural and Urban Ambiances: The Living Urban Image through the UNARCODE Project”, CitySenZ Conference Series, CA23145 (2025) 80–85.
Durmuş Öztürk, S., Çıraklı, M. Z., “Anlatı Uzamı Olarak Kent ve Mekân Deneyimi”, Nalans Conference Proceedings (2023) 295–304.
Lynch, K., The Image of the City, MIT Press (1960).
Merleau-Ponty, M., Phenomenology of Perception, Routledge (1962).
Pallasmaa, J., The Eyes of the Skin, Wiley (2012).
31 Mart 2026